42. Ekonomiye Değer Katanlar Ödül Töreni'mizi Gerçekleştirdik
42.’sini düzenlediğimiz ekonomiye değer katanlar ödül törenimizde, sizleri şahsım ve Bursa Ticaret ve Sanayi Odası adına saygıyla selamlıyorum.
Bu güzel akşamda, Bursa’mıza ve ülkemize değer katan iş dünyası temsilcilerimize teşekkür etmek ve örnek başarılarını alkışlamak için bir aradayız.
Ekonomimizin büyümesinde sorumluluk üstlenen, milletimizin hayat standardının yükselmesine ciddi katkılarda bulunan herkese şahım ve ülkem adına şükranlarımı sunuyorum.
Bursamız, Türk ekonomisinin gelişmesi ve ivme kazanmasında etkin ve yönlendirici bir gücü temsil etmektedir.
İhracat, istihdam ve yatırım değerleriyle ekonomik açıdan büyük bir dinamizm sergileyen Bursa’mız, 4 dolara ulaşan ihracat birim fiyatı ile Türkiye’nin 2023 hedefine şimdiden ulaşmış durumdadır.
Ulu şehir Bursa’mız, Türkiye’nin yeni vizyonunu en iyi okuyan ve ülkemizin büyük ideallerini gerçeğe dönüştürecek kentlerin başında gelmektedir.
Bu iddia ile bursa iş dünyamız, bursa ticaret ve sanayi odası öncülüğünde büyük hedeflere ve projelere odaklandı.
Osman Gazi’nin bir dünya medeniyeti kurma rüyasını gördüğü bu toprakların evlatları olarak, ülkemizi dünyanın en büyük ekonomilerinden biri yapma inancındayız.
Türkiye’yi hedeflerine ulaştıracak stratejilerin ve projelerin pilot uygulama alanı haline getirdiğimiz bursa, ülkemizin yeni vizyonu ile uzay ve havacılıkta da Türkiye’nin üretim merkezi kimliğine kavuşmaktadır.
Gökmen projemiz doğrultusunda; BTSO olarak kurduğumuz uzay ve havacılık ve sanayi kümelenmesinin ardından, bilim sanayi ve teknoloji bakanlığımız ve bursa büyükşehir belediyemiz ile 60 milyon TL bütçeli GÖKMEN Uzay ve Havacılık Eğitim Merkezi’ni kentimizde kuruyoruz.
Teknolojik üretime geçiş adına bir ilke öncülük ederek, 20 milyon TL’ lik yatırımla temelini attığımız Tekstil ve Teknik Tekstil Mükemmeliyet Merkezi’’ni; Kompozit, Otomotiv, Uzay- Savunma- Havacılık ve Motor Teknolojileri Mükemmeliyet Merkezlerimiz takip edecek.
Başbakanlığınız döneminden bu yana teknoloji, Ar-Ge ve yenilikçilik odaklı tüm çalışmalara destek verdiğiniz.
Kendi tankımızdan uydumuza kadar savunma ve uzay teknolojilerinde geldiğimiz nokta, sizlerin engin vizyonu ve aldığınız riskler sayesindedir.
Savunma sanayinde dışa bağımlılığı ortadan kaldırma hedefi belirlediğinizde, ithal oranı yüzde 80 olan bir savunma sektörümüz vardı. Bugün uzay ve savunma sanayinde bu oranı yüzde 40’lara düşürdük.
Tüm bu devrim niteliğindeki dönüşümlerde üstlendiğiniz tarihi liderlik için, sizlere şahsım ve milletimiz adına şükranlarımı arz ediyorum.
Türkiye Cumhuriyeti, liderliğinizde gerek Demokrasi, gerek özgürlükler, gerekse de ekonomi alanında çok büyük mesafeler aldı.
Başardıklarımızla yetinmediniz. Ülkemize duyduğunuz güvenle, Türkiye’nin 2023 hatta 2071 vizyonunu çizdiniz.
Türkiye’miz için dünyadaki en büyük 10 ekonomiden biri olma hedefinizi, ortak bir inançla milletçe sahiplendik.
Şunun altını özellikle çizmek isterim ki; bu hedef geniş bir vizyon kadar üstün bir cesaret gerektiriyordu ve siz bu iradeyi ortaya koydunuz.
İşte ne olduysa bundan sonra oldu. Çünkü ülkemiz bu 16 global aktörden en az 6’sını geçerek, küresel ekonomide en çok pay alanlardan biri olmayı hedefini haline getirmişti.
Kendisine uygun görülen rolü kabul etmeyen Türkiye, yeni dünya düzeninin kurgulandığı masada ben de varım diyordu.
Bu noktada, Türkiye’nin gündemini değiştirecek siyasi senaryolar ve önceliklerini alt üst edecek toplumsal mühendislik projeleri devreye sokuldu.
Aslında hedef alınan; Türkiye’nin gelişiminin mimarı olan şahsınızın nezdinde, Türkiye Cumhuriyeti ve Türk milleti idi.
Hiçbir liderin kolay kolay ayakta kalamayacağı bu hain saldırılar karşısında dimdik durarak, nasıl bir lider olduğunuzu tüm dünyaya gösterdiniz.
Milletimiz bu planlara izin vermemiş, her türlü manipülasyona rağmen, sizlere olan inancını ve sevgisini 1 Kasım’daki mesajıyla net bir şekilde göstermiştir.
Aynen 2002-2008 döneminde olduğu gibi; yüksek özgüven, moral ve motivasyonla zatı alinizin yol gösterici liderliği, Türkiye’mizi gelecek hedeflerine taşıyacak en büyük gücümüz olacaktır.
Ülkemiz ve milletimiz tarih boyunca büyük sınavlar verdi, vermeye de devam ediyor. Ama bizler güçlü duruşumuzu hiçbir zaman kaybetmedik.
Yaşadığımız 2 seçim ile oluşan belirsizliğe, hain terör eylemlerine, iç ve dış kaynaklı sorunlara rağmen yine de Türkiye büyümeye devam etmektedir.
Yeniden kalkınma hedeflerine odaklanma fırsatı yakalayan ülkemiz, siyasi istikrarla birlikte ekonomideki başarı yolculuğuna tekrar yönelmiştir.
Bir taraftan da ülkelerarası yeni ittifaklarla birlikte küresel siyaset ve ekonomi yeniden kurgulanıyor.
Şu iyi bilinmelidir ki Türkiye’yi dışarda bırakan hiçbir plan, gücünü yok sayan bir senaryo bu bölgede başarılı olamayacaktır.
Elbette bir iddiaya ve ideale sahip olmak, bir bedeli ödemeyi de gerektirmektedir.
Bizim ülke sevdamız, içinde bulunduğumuz koşullarla ve maddi karşılıklarla ölçülemez.
Tüm dünyanın egemenlik açısından Türkiye’nin haklılığını kabul ettiği üzücü bir hadise, Rusya tarafından maalesef siyasi ve ekonomik ilişkileri kapsayacak bir politikaya dönüştürüldü.
Türkiye hiçbir zaman gerilimin, krizin ve husumetin tarafında olmamış, her zaman barışın ve diyaloğun yanında yer almıştır.
Savaş ya da kriz meraklısı değiliz ama tarihi kimliğimizden gelen milli duruşumuzdan da asla taviz veremeyiz.
Türkiye, yaptırımlarla test edilebilecek, istim verilecek bir ülke olma eşiğini de çoktan aşmıştır.
Yaşadığımız tecrübelerle uluslarası ilişkilerde karşılıksız dostluktan öte, karşılıklı menfaatin belirleyici olduğunu çok iyi bilmekteyiz.
Dış ticaret tarihine baktığımızda, birçok uluslarası ticari anlaşmadan yararlandırılmadığımız çok ciddi pazar kayıpları yaşadık.
2002 yılında ABD’ nin Çin’e koyduğu kotaları kaldırmasıyla Amerikan pazarını kaybettik
1998 yılındaki Asya krizinin Rusya’ya sıçraması ile bu pazarı da tamamen kaybetme noktasına geldik.
Türk iş dünyası olarak, bu engellerin ve krizlerin üstünden yeni pazarlara açılarak çıkma başarısını gösterdik.
13 yılda ihracatımızı 32 milyar Dolar’dan 155 milyar dolara, gayrı safı yurt içi hâsılamızı ise 250 milyar Dolar’dan 850 milyar dolara çıkardık.
Bugün dünyanın tüm ülkelerine ihracat yapabilen bir ülke konumundayız.
Geçmişten çok daha güçlü ekonomisi ile kapanan pazarların etkisini azaltmak adına iş dünyasına büyük destekler veren bir devlete sahibiz.
Milletçe bize düşen en önemli görev ise, müşterek hedeflerimiz etrafında birleşmek ve güçlü duruşumuzu korumaktır.
Önemli mesafeler kat eden Türkiye orta gelir tuzağı denilen eşiğe takılmış durumdadır. Cumhuriyetimizin 100. Yılında hedeflediğimiz 25 bin dolar kişi başı gelire, 500 milyar dolarlık ihracata ulaşmak içinse, sanayimizdeki dönüşümü sağlayarak teknoloji üreten bir ülke haline gelmeliyiz.
Ülke olarak, katma değerli üretimin merkezi niteliğinde bölgelere ve şehirlere ihtiyacımız var. Çünkü dünya ekonomisine artık, katma değerli üretim gücü yüksek kentler ve bölgeler yön vermektedir.
Biz de bu anlayışla Bursa’mızın merkezinde olduğu, Marmara Havzası’sını yüksek teknoloji ile birlikte yeniden kurgulamaktayız. 1.bölge’nin farklı teşvik politikaları ve mekansal planlama ile desteklenerek, orta yüksek ve ileri teknolojinin üretim üssü yapılmasını öneriyoruz.
Türkiye’miz kendi otomobilini üretme noktasında çok stratejik ve doğru bir adım attı. Biz de bursa iş dünyası adına yerli otomobil hedefine tam desteğimizi açıkladık ve ilk türk markasının üretimine talip olduk.
Bursa Türkiye’nin otomotiv kümelenme merkezidir ve Dünya’nın en iyi otomobil kümelenmelerinden birine sahiptir. Yenişehir’de inşa edilen Otomotiv Test Merkezi’miz de bize farklı bir kimlik kazandırmıştır.
Yerli otomobilimizi üretecek girişimcimize, lojistik avantajları ve ileri teknloloji üretim merkezi kurgusuyla oluşturduğumuz TEKNOSAB’ da yerini hazır olduğunu da beyan ettik.
Yerli otomobilin Bursa’da üretilmesi; üretim maliyeti, teknolojisi ve ürün geliştirme konusunda önemli avantajlar sunmaktadır. Bursa iş dünyası olarak, Türkiye’nin gururu olacak bu projeye hep birlikte baş koyduk.
Sizlerin de destekleri ile ilklerin kenti ünvanlıyla ilk yerli otomobil üretiminin adresi olarak Bursa’nın seçilmesini arzu ediyoruz.
Hükümetimiz tarafından uygulamaya konulan eylem planları ve teşvik paketleri girişimcilerimizi cesaretlendirmek ve katma değerli üretime geçiş açısından çok değerli adımlardır.
İnşallah yeni reform programı ile ikinci atılım dönemini yaşayacağız.
Ab politkalarının tekrar önceliklerimiz arasına girmesiyle birlikte, gelecek yıl ekim ayı itibariyle ab’ye vizesiz giriş imkânına kavuşuyoruz.
İş dünyası olarak; avrupa birliği ile gümrük birliği alanında iyileştirmeler yapılmasını ve ab’nin 3. Ülkelerle yaptığı serbest ticaret anlaşmalarına ülkemizin de taraf olabilmesini sağlamamız gerektiğini de düşünüyoruz.
Yatırım teşvik sisteminin proje bazlı hale getirilmesi de ekonomimiz adına çok büyük önem arz ediyor. Bölgesel ve sektörel teşvik sistemi yerine; proje odaklı, her projenin ihtiyacı olan, farklı ve özendirici teşviklerin uygulanmasını öneriyoruz.
İş dünyamızın bir başka bekletisi ise bankaların kredi koşullarının esnetilmesidir. 2001 krizi sonrası bankaların kredi verme başta olmak üzere, tüm hizmetleri için çok sıkı kriterler getirildi.
Bankacılık sistemimiz çok sağlam ama kaynak aktarma mekanizması sıkılaştırma nedeniyle yeterli değil. Yeni küresel koşullarda sermayenin gelişen ülkelerden çıkma eğilimi söz konusu. Bu gerçekler doğrultusunda bankacılık sisteminde koşullar mutlaka esnetilmelidir.
Özel sektörümüzün ulusal kalkınma yarışında daha hızlı koşmasını sağlayacak bu düzenleme taleplerimizi de tensiplerinize arz ediyoruz.
Bölgemizde meydana gelen çatışmalar ve istikrarsızlıklar hepimizi yakından etkiliyor. Komşu ülkelerden türkiye’ye gelen göçmenler bazı dünya başkentlerinin bile nüfusunu aşmış durumda.
Mağdur insanlara ayrım yapmadan kapılarını açan ve örnek bir insani duyarlılık gösteren ülkemiz, 2,5 milyon mülteciyi misafir ediyor.
Avrupa’yı da doğrudan etkisi altına alan bu sorun; türkiye gibi tüm dünya ülkelerinin de yaşanan insanlık dramına karşı samimiyetle yaklaşması ve taşın altına elini koymasıyla çözülebilir.
Bursa olarak, suriyeli muhacirleri bağrımıza bastık. Kardeşlerimize destek olmaya da devam edeceğiz. Bu insanlarımızın iş hayatına rahatlıkla katılımı açısından, özel sektörde istihdamlarının sağlanabilmesi için yasal düzenlemelere ihtiyacımız var.
Suriyeli kardeşlerimiz için bu mevzuatı bir an evvel uygulamaya alıp, yaşamlarını idame ettirebilecekleri iş olanaklarını kendilerine sunmamız da önem arz etmektedir.
Türkiye’nin ve dünyanın en önemli üretim ve ihracat merkezi konumuna yükselmesinde çok önemli bir misyon üstlenen tüm işadamı dostlarımı yeniden kutluyorum.
“bursa büyürse, türkiye büyür” inancımızla; çok daha güçlü ve müreffeh bir türkiye’ye ulaşma hedefine, bursa iş dünyası olarak en büyük desteği vermeyi sürdüreceğiz.
Yüce rabbim, sizlerin ve ülkemizin yolunu açık etsin.
Haber
Bursa İş Dünyasının Gurur Gecesi
BTSO, kent ve ülke ekonomisine yüksek düzeyde katkı sağlayan iş dünyası temsilcilerini Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın da katılımıyla muhteşem bir organizasyonla ödüllendirdi. ... DevamıBaşkanın Konuşmaları
Enflasyonla Mücadele En Önemli Stres Kaynağımız
BBS Dönüşümde Stratejik Bir Değer Olarak Bursamızın Hizmetinde
Üstün Cesaret ve Büyük Fedakarlıklarla Bugünlere Ulaştık
Yüksek Enflasyon Ortamı Kaynak Girişi İhtiyacını Artırdı
OVP Yatırım Olanakları Açısından Önemli Fırsatlar Barındırıyor
Uluslararası Rekabet Yeryüzünden Gökyüzüne Taşındı
Sağlıklı ve Nitelikli Bir Dönüşüm İçin Örnek Çalışmalar Gerçekleştirdik
Depremin Yaralarını Birlik ve Dayanışma Şuurumuzla Saracağız
Bursa En Zor Dönemde Başarı Hikayesi Yazdı
Uzay Çalışmalarında Söz Sahibi Olmayı Hedefliyoruz