İbrahim Burkay
Bugün hem Bursa'mız hem de ülkemiz için günümüzde ve gelecekte kalkınmamızın lokomotifi konumunda olan otomotiv sektörü ve yerli oto ile ilgili BTSO’ nun yaklaşımını ve düşüncelerimi sizlerle paylaşacağım toplantımıza hepiniz hoş geldiniz.

Bildiğiniz gibi otomotiv sektörü, Bursa ve ülke ekonomimiz açısından gerek üretim kabiliyeti, gerekse de istihdam ve ihracat değeriyle stratejik bir öneme sahiptir.

Sektörümüz, 2014 yılında 157 milyar dolarlık cumhuriyet tarihimizin ihracat rekoruna 22 milyar dolar ile en büyük katkıyı sağladı.

Bu yıl da ekonomideki istikrarsızlığa ve ihracattaki gerilemeye rağmen otomotiv sektörümüz ihracatta tarihi bir rekor kırmaya hazırlanıyor.

Bursa iş dünyası olarak; kentimizi dünyanın lider şehirleri arasında kurgularken ve sanayideki dönüşümün adımlarını atarken, dünyanın en büyük ekonomilerini de yakından inceledik.

Dünyanın en büyük 10 ekonomisinin aynı zamanda otomotiv sektörünü elinde bulunduran ilk 10 ülke olduğunu da görüyoruz.

Ve her fırsatta altını çizerek belirtiyoruz; bir ülkede otomotiv varsa, o ülkede savunma sanayi potansiyeli vardır.

Bir ülkede otomotiv varsa, o ülkede uzay ve havacılık sektörleri vardır…

Otomotiv üretim kabiliyetiniz varsa, yüksek teknoloji gerektiren ve stratejik öneme sahip olan tüm sektörlerde olabilirsiniz demektir.

Çünkü otomotiv sektörü imalat sektörümüzün lokomotifidir.

Türkiye otomotiv sektöründeki ana ve yan sanayi tecrübesini 1970’li yıllardan itibaren kazanmaya başladı.

Buna rağmen geride kalan yarım asra yakın bir süreçte Avrupa’nın otobüs üretiminde tartışmasız lider olan, hafif ve ağır araç ile otomobil üretiminde Avrupa ikinciliğine yükselen bir merkez haline gelmeyi başardık. 

Otomotiv sektörümüz, bugün dünyanın en önemli markalarına üretim yapan ve 196 ülkeye ihracat gerçekleştiren bir güce ulaştı.

Sektörde tüm bu başarılarımıza rağmen, fiyatta rekabet avantajını kaybetme riski, firmalarımızın ve sektörümüzün önünde bir tehdit olarak duruyor.

Hep birlikte kendimize şu soruyu sormalıyız;

‘biz de başarabiliriz’ diyecek miyiz,

Yoksa kaderimize razı olup, başkalarının kurduğu oyunun parçası olmaya devam mı edeceğiz?

Sanayi devrimini ıskalamamıza rağmen 50 yıl önce otomotiv sektörünün geleceğine olan inançla önce devrim ile sonra da Anadol ile şansımızı denedik.

Maalesef sonunu getiremedik.

Oysa sosyo–ekonomik göstergeler açısından 60’lı yıllarda Türkiye’nin gerisinde bulunan Güney Kore, bugün tartıştığımız yöntemlerle Hyundai ve Kia gibi markalarını dünyaya ya armağan etti.

Bugünün dünya devi Hyundai, 40 yıl önce ilk milli otomobilini farklı ülkelerden aldığı parçalarla oluşturdu.

Hyundai, 1975 yılında ilk platformunu Ford’dan alarak yola çıktı.

Proton da üretime ilk adımını 1985 yılında Mıtsubıshı’nin teknolojisini kullanarak atmıştı.

Maalesef Türkiye’de de başta devrim ve Anadol maceralarımızda olduğu gibi ülkemizi bir üst lige taşıyacak tüm projelerin ve girişimlerin küçümsendiğini ve yoğun eleştiriler aldığını görüyoruz.

Güney Kore’nin yarım asır önce yola çıkan markaları bugün dünyanın tüm pazarlarında milyonlarca dolar ödenerek ithal ediliyor.

Onlar nasıl inandı ve başardıysa biz de inanacağız ve başaracağız.

Gandhi’nin de dediği gibi;

Önce seni görmezler,

Sonra alay ederler,

Sonra seninle savaşırlar,

Ama sonunda kazanan sen olursun.

Değerli arkadaşlar,

Otomotiv sektöründe ülkemiz adına bugün tarihi bir fırsat daha yakaladık. Yerli otomobil üretimi hedefi doğrultusunda; bilim, sanayi ve teknoloji bakanımız sayın Fikri IŞIK’ ın liderliğinde bakanlığımızın çalışmaları ile ilk prototip ortaya çıktı.

Bursa iş dünyası olarak yerli otomobilimizi üretme noktasında ilk günden itibaren vermiş olduğumuz desteği aynı inanç ve kararlılıkla bugün de sürdürüyoruz.

Ben bu noktada bilim, sanayi ve teknoloji bakanımız sayın fikri ışık başta olmak üzere, projenin ortaya çıkmasında emeği geçen tüm kişi ve kurumları kutluyor, şahsım ve iş dünyamız adına şükranlarımı sunuyorum.

Gerek yerli uçak gerek yerli otomobil üretimi konusunda izlenen metodun doğru olduğuna inanıyoruz.

En yüksek üretim kabiliyetine sahip ülkelerden biri olan Çin’in, global arenada yüksek teknolojili üretime geçebilme ve katma değerli daha rekabetçi bir güce ulaşmak adına farklı sektörlerde yüksek teknoloji başta olmak üzere dünya markalarını satın alma stratejisi de dikkat çekici bir örnektir.

 Rekabetin hızla birlikte anıldığı günümüzde, değil 1 yıl; 1 gün bile kaybetmeye tahammülümüz yok.

Otomotiv gibi stratejik bir sektörde yerli otomobil sürecine özgün tasarımla başlamak için 7-8 yıl gibi bir süreye ihtiyaç var.

Şimdiye kadar yitirilen zamanı telafi etmek için her şeyi sıfırdan tasarımlayıp geliştirmek yeni bir zaman kaybı doğurur.

Oysa teknolojiye üst seviyeden girip kritik ve eksik olan alanlarda yetkin firmalardan teknoloji transferi yapıp kendi inisiyatifimiz altında üretmek en akılcı yoldur.

Bu durum yerli otomobil kavramına ters değildir.

Ancak; yerli üretimin yanında araç tasarımında da katkımızın olması, yerli otomobil kavramını daha da güçlendirir.

Bu bağlamda, oluşturulacak yerli otomobil platformu aracılığı ile Türk Ar-Ge firmaları da sürece aktif olarak dâhil edilecektir.

Yerli Otomobil Platformu’nda yapılacak çalışmalarla;

Görsel, elektrik ve mekanik sistem tasarımları yurt dışında geliştirilen konseptin yanı sıra, geliştirilecek diğer modellerde yerlilik oranı da arttırılacaktır.

İmalat aşamasına geçmeden önce, ülkemizdeki özel sektör otomotiv tasarım potansiyeli marifetiyle, Türkiye’mizin imzasını taşıyan bir marka oluşturabiliriz.

Şunu da belirtmek istiyorum ki; imalat sanayiinde ülke sınırları kalktı. Dünyada artık yüzde 100 bir ülkenin malı diye tanımlama yapmak zor.

Örneğin; Boeing 777 uçağı 17 farklı ülkedeki 900'ü aşkın tedarikçiden alınan 3 milyon parçanın montajı ile ortaya çıkmaktadır. Ama ABD patenti ile üretiliyor ve satılıyor.

İnşallah yerli otomobilimiz, özel sektörümüzün de katkısıyla, tıpkı dünyanın dev markalarının izlediği yol gibi bir yerden başladıktan sonra özgün model ve tarzıyla da takdir kazanacaktır.

Yeter ki inanalım ve sahip çıkalım.

Yerli otomobilimizin yolunu açalım ve bu işe yatırım yapacak girişimcilerimizi cesaretlendirelim. 

Sektörde sahip olduğumuz altyapı ve güçlü potansiyelimiz ile başkasının kurguladığı oyunun parçası olmak yerine artık oyunun kurallarını biz belirleyelim.

Değerli basın mensupları.

Hepimizin bildiği gibi Türkiye ekonomisinin lokomotif kenti bursa, otomotiv sektörünün de merkezi konumundadır.

Otomotiv sektöründe toplam ihracatın nerdeyse yarısını bursa gerçekleştirmektedir.

Avrupa’nın en iyi otomotiv test merkezini de bildiğiniz gibi Bursa’mıza kuruyoruz.

İnşallah ilk yerli otomobilimiz Yenişehir’de kurduğumuz merkezde test edilecek.

Bursa bu potansiyeli ile; gelişmiş imalat altyapısını ve yan sanayisini ileri teknolojiye uyarlayarak Türkiye’nin milli otomobil üretiminde en önemli aktör olmaya adaydır.

Yerli otomobil üretilecekse; buna en layık merkez, bilgisi, tecrübesi ve gücüyle Bursa’dır.

İlk Türk otomobil fabrikasının kurulduğu Bursa’mız, milli otomobilimize de üretim merkezi olmaya hazırdır.

15-20 milyar dolarlık bir yatırım potansiyeli taşıyan ve Bursa’mızın gelecek 50 yılının vizyonunu oluşturan Teknosab projemiz; liman, demiryolu ve karayolu entegrasyonu, lojistik köyü ve modern altyapısı ile yerli otomobil yatırımı için çok büyük avantajlar sunuyor.

Ben bu noktada; yerli otomobili üretmeye aday girişimcimize Teknosab’da yerinin hazır olduğunu da belirtmek istiyorum.

En geç 2020 yılında yola çıkmasını beklediğimiz aracımızın ilk siparişini vererek, BTSO olarak … adet yerli otomobilimizden almayı da şimdiden taahhüt ediyoruz.

Zaten Türkiye’de en çok otomobilin bulunduğu 5. Kent olan bursa, üretilecek yerli otomobilimizin de en büyük alıcısı olacak şehirdir.

Bizler üretimde, ihracatta ve istihdamda kentimize ve ülkemize büyük katkı sağlayan otomotiv sanayi kuruluşlarımızı da kendi markalarımız olarak görüyoruz. 

Bu firmalarımızın yanına milli otomobilimizin de eklenmesiyle birlikte ülkemiz ve inşallah Bursa’mız, otomotiv sektöründeki gücüne güç katacaktır. 

Bursa ticaret ve sanayi odası olarak, kentimizin bölgesinde ülkemizin ise dünyada hak ettiği konuma ulaşması adına ortaya koyduğumuz projelerimizi ve verdiğimiz destekleri bundan sonra da sürdüreceğiz.

Toplantımıza katılımınızdan dolayı hepinize teşekkür ediyorum.

News

‘Yerli Otomobil Üretimine Talibiz’

BTSO Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Burkay, yerli otomobil markasının üretim merkezinin gerek altyapısı, gerek sanayi kültürü avantajıyla Bursa olması gerektiğini belirterek, “TEKNOSAB'da yerli marka ... Read More

Chairman's Speeches


Fighting Inflation Is Our Most Important Source of Stress
BBS serves our Bursa as a Strategic Value in Transformation
Real Guide of Societies is their Cultural and Historical Heritage
Investment in Education is Investment in the Future
More Investment and More Production for a Stronger Turkey
We Have To Reinforce Our Friendship With Economic Co-Operation
Launch of the Contract Hotel Expo Fair
Meeting with the Greater New York Chamber of Commerce
Turkey-USA Business Forum
126th Anniversary of Bursa Chamber of Commerce and Industry (BTSO)